Din ve Sanat

Sıra İstanbul'un fethinde!


Kont Drakula'yı anlattığı romanında acımasız ve kibirli bir Fatih Sultan Mehmet portresi çizen Kanadalı yazar C.C. Humphreys, İstanbul'un fethine dair yeni kitabında, Fatih'i olgun ve adil kişilik özellikleriyle öne çıkaracağını söylüyor.

C.C. Humphreys, yurtdışında iyi tanınan, çok satan tarihi romanların yaratıcısı, Kanadalı bir yazar ve aktör. Humphreys'in son romanı Vlad, Drakula'nın gerçek hayat hikâyesini anlatmak gibi iddialı bir misyona sahip. Vlad, kısa bir süre önce Maya Yayınları tarafından Türkiye'de de yayımlandı. C.C. Humphreys ise hem kitabın imza gününe katılmak hem de İstanbul'un fethine dair araştırmalarda bulunmak için hafta sonunda İstanbul'daydı.

Humphreys, yazdığı kahramanlara ve öyküsüne tutkuyla bağlanan yazarlardan. Vlad romanı için de birkaç yıla varan uzun ve sancılı bir araştırma dönemi geçirmiş. Vlad'ın gerçek yaşam öyküsünü, ülkesi Transilvanya'nın topraklarında dolaşarak ve hatta doğduğu eve kadar giderek araştırmış. Bu araştırma sürecinde iki yıl önce yolu İstanbul'a da düşmüş.

Tarih bilgisi zayıf olanlar için burada kısa bir hatırlatma yapalım: Drakula, daha sonra vampir efsanelerine kaynaklık eden, yaşadığı sürece zalimliği ve akıl almaz işkence teknikleriyle tanınan bir Transilvanya prensiydi. Düşmanlarını kazığa oturttuğu için en bilinen lakabı ise Kazıklı Voyvoda'ydı. Bir devşirme olarak girdiği Osmanlı Sarayı'nda, yolu o zamanlar genç bir şehzade olan Sultan Mehmet ile de çakıştı. Ülkesine dönüp tahtına oturduktan ölümüne dek ise Fatih Sultan Mehmet'i en büyük düşmanı olarak gördü, bu uğurda Haçlı ordusunu yeniden toplamayı bile denedi. Ölümü ise yine Türklerin elinden oldu.

C. C. Humphreys de Vlad'ın hayatını anlatırken, doğal olarak tüm bu ayrıntılara ve bizzat Sultan Mehmet'e romanında yer veriyor. Ancak bizim adil ve alçak gönüllü bir insan olarak tanıdığımız Fatih'i bambaşka bir şekilde yorumlayarak, son derece acımasız, gösteriş meraklısı, kibirli ve adalet duygusu zayıf bir genç olarak yansıtıyor. Alışıldık bakış açısının aksine, Batılı gözüyle gördüğümüz Fatih ve Osmanlılar bu romanın bir anlamda kötü adamları olurken, Vlad ise bir tür hakkı yenmiş kahraman olarak yer alıyor.

ROMAN KAHRAMANI FATİH
Humphreys'e Fatih'i hangi kaynaklara ve hangi nedene dayanarak bu şekilde yansıttığını sorduk. Vlad için kılı kırk yaran bir araştırma yaparken, acaba Türk sultanı için nasıl bir çalışma gerçekleştirmişti?

Humphreys'in yanıtı kısa ve öz oldu: "Unutmayın ki bu her şeyden önce bir roman ve hem Vlad hem de padişah birer roman kişisi. Hikâyeyi kurgularken, Vlad'ın karşısında bir düşmana, hikâyenin de bir kötü adama ihtiyacı vardı. Bir de tabii dönemin şartları altında her lider aslında kaçınılmaz olarak acımasızlıklar sergiliyordu. Öte yandan ben de belki Fatih'e dair en kötü örnekleri okumuş olabilirim. Ancak unutmayın ki ben Fatih'in henüz çok genç, olgunlaşmamış yaşlarından bahsediyorum. Yeni romanım İstanbul'un fethi üzerine olacak. Burada yaptığım araştırmalar sırasında Fatih'i ve fetih sonrası sergilediği benzersiz adil yönetimi daha yakından tanıma şansım oldu. Diyebilirim ki yeni romanımda ilkinden çok farklı ve olgun bir sultan yer alacak!"

Evet, bunlar Humphreys'in sözleri ve onun yorumu. Fatih Sultan Mehmet'in gerçek kişilik özelliklerini bilmek ve yorumlamak ise tabii ki tarihçilerin işi. Batılıların gözündeki yüzyıllardır kemikleşmiş Türk imajını da unutmamak lazım ancak ezbercilikten kaçıp her türlü yorumu dikkate alarak, geçmişimiz hakkında gerçek anlamda düşünmek ve kafa yormak adına Vlad, ilginç ve polemiklere açık bir roman.

Son yorumlar