Din ve Sanat

İhya ve İmam Gazali


İran’ın Tus şehrinde 450/1058 yılında doğan Gazzali, İslâm dünyasının her bölgesinde tanınan, otoritesini bin yıldan beri sürdüren ender şahsiyetlerden biridir. 505/1111’de aynı yerde vefat etti.

En meşhur eseri İhyâu Ulûmi’d-Din’i ölümünden yaklaşık beş yıl önce tamamlamıştır. Önsözünde, eserin yazılış gerekçesini anlatırken, özellikle şekilci âlimlerden, siyâsilere göre fikir değiştiren bilginlerden, nutukçu vâizlerden, lüzumsuz kelam tartışmalarıyla vakit geçirenlerden şikâyetle selef-i sâlihînin yolundan uzak kalındığının altını çizer.

İhya, daha önceki yıllarda kaleme alınan; fıkıh, kelâm ve tasavvuf kitaplarından etkilenmiş, kendisinden sonraki asırlarda söz konusu konulurla ilgili kaleme alınan eserleri etkilemiştir.

Dinî ilimleri ihya etmek anlamına gelen eser, dört ciltten ibarettir. Her ciltte on konu ele alınmıştır. Birinci cildin konuları şunlardır: İlim, akâid, temizlik, namaz, zekât, oruç, hac, Kur’an tilaveti, zikir, gecelerin ihyası. Daha çok fıkıh konularını ihtiva eden bu bölümde konunun mânevî ve tasavvufî boyutu da ele alınmış, ibâdet psikolojisinin derin konuları geniş bir şekilde tartışılmıştır.

İkinci ciltte Gazzali şu konulara eğilmiştir: Yeme-içme âdâbı, evlilik, ekonomik hayat, helâl ve haram, kardeşlik, muâşeret âdâbı, semâ-vecd, emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker, maîşet âdâbı, Peygamber (sav) ahlâkı. Bu bölümde insan-toplum ilişkilerine kendi açısından bakan yazar, iktisâdi, siyâsi hayatla ilgili projelerini seslendirir.

Üçüncü ciltte daha çok, “helak edici” özelliklerden, kötü ahlâk diye bilinen esaslar büyüteç altına alınmış, bunların tedâvîsi için yollar gösterilmiştir. Nefsin terbiye edilmesi diye de isimlenebilecek bu konular şunlardır: Cinsel arzular, gazab, kin, haset, cimrilik, mal sevgisi, makam sevgisi, kibir, gurur, dünyanın anlamı, dilin âfetleri.

Ahlâkî güzellikler ise son ciltte ele alınmıştır: Tevbe, sabır, şükür, havf-recâ, fakr-zühd, tevhid, tevekkül, muhabbet, şevk, üns, ihlâs, sıdk, murakabe, muhasebe, tefekkür, ölüm. İhya, bütün tasavvufi muhitleri etkilemiş olmakla birlikte özellikle Kuzey Afrika’da yaygın olan Şazeliye Tarikatı mensuplarınca daha çok sevilmiştir. Aynı bölge ve Endülüs’te Mâlîkî âlimler, İhyâ’nın yakılması için fetva vermişlerdir.

Birçok dile çevrilen İhyâ’nın henüz ilmî bir neşri yapılamamıştır. Türkçe ilk tercüme Bostanzâde Mehmed Efendi (öl. 1006/1597)’ye âittir. Ahmed Serdaroğlu ve Ali Arslan bu klasiği bütün olarak tercüme edenlerdendir.

Gece İbadete Kalkmayı Kolaylaştıran Sebepler Bilmiş ol ki, gece ibâdeti halkın avam tabakası için zordur. Ancak zâhir ve bâtında, gece ibâdetini kolaylaştıran şartları yerine getirmeye muvaffak olan (havâs) kimseler için kolaydır.

Bu İbâdeti Kolaylaştıran Zâhirî Sebepler:

1. Fazla yememek ve dolayısıyla fazla içmemek. Zira uyku, kendisine gâlib gelip gece ibadete kalkmayı ağırlaştırır (zorlaştırır). Şeyhlerden bâzıları her gece sofranın başında dikilip şöyle diyordu: - Ey müridler! Fazla yemeyiniz ki, fazla içmeyesiniz ve dolayısıyla çok uyumuş olmayasınız. Bunu yaptığınız takdirde ölüm ânında çok üzüntü duymuş olursunuz.

2. Gündüz yorucu işler yapmak sûretiyle nefsini bıktırmamaktır. Çünkü böyle yapıldığı takdirde sinir zâfiyeti meydana gelir. Bu hastalık ise, fazla yemek gibi uykuyu celbedici bir hastalıktır. Gündüz, öğle uykusunu terk etmemektir. Çünkü öğle uykusu gece ibadetine yardım eden bir Sünnet-i Seniyye’dir.

4. Gündüz günahları yüklenmemek. Çükü günahlar kalbi katılaştırır. Kalb ile rahmet sebeplerinin arasına bir perde gerilir. Bir kişi, Hasan-ı Basri (rha)’ye şöyle dedi: “Ey Eba Saîd! Ben sapasağlam olarak uyuyorum ve gece ibadetine kalkmayı da seviyorum. Bunun için abdest suyumu hazırlıyorum. Fakat buna rağmen kalkamıyorum. Acaba nedendir?” Hasan-ı Basri (rha), “Senin günahların seni sımsıkı bağlamış. (Ondan kalkamıyorsun).” buyurdu.

Gece İbadetini Kolaylaştıran Bâtınî Sebepler:

1.Kalbin, Müslümanlara buğzetmekten, bid’atlardan ve dünyanın fazla kaygusundan pâk bulunmasıdır. Zira kalbinin bütün himmetini dünya tedbirine hasreden bir kimsenin geceleyin kalkıp ibadet etmesi mümkün değildir. Kalkarsa da namazı hakkında değil, dünya kayguları hakkında düşünmeye dalar. Vesveselerin içerisinde kıvranır durur.

2. Emelin kısaltılmasıyla beraber ayrılmayan ezici bir korkudur. Kişi âhiretin şiddetlerini, cehennemin o korkunç derekelerini düşündüğü zaman, elbette uykusu kaçar, tedbir almak ve hazırlıkta bulunmak arzusu oldukça kabarır.

3. Gece ibadetinin faziletini bu mevzua delâlet eden; âyet, haber ve eserleri dinlemek sûretiyle bilmektir ki, ümidi, oldukça kuvvetlensin ve sevaba karşı şevki artsın. Şevk de kendisini daha fazla sevabı ve cennetlerin derecelerini elde etmeye teşvik etsin.

4. İbâdete teşvik eden gizli vesîlelerin en şereflisi bulunan dördüncü vesile, Allah (cc)’ı sevmek, ibadetlerinde, söylediği her harf ile Rabbına münacat ettiğine, Rabbinin ise kalbine gelen mânâları bile müşahade etmekle beraber, her hâline vakıf ve muttali olduğuna sarsılmaz bir tarzda inanmaktır. Yine inanmalı ki, kalbine gelen o manalar da Allah (cc)’tan olup onunla yaptığı hitab ve konuşmalardır. Binâenaleyh kul Allah (cc)’ı sevdiği zaman, şüphesiz ki, Allah (cc) ile baş başa kalmayı da sever ve O (cc)’nun münacaatından lezzet alır. Böylece sahibi ile yaptığı münacaatın lezzeti, onu uzun ibadete mütehammil ve dayanıklı kılar. Böyle bir lezzetin vukuunu, uzak bir ihtimal saymak uygun değildir. Zira böyle bir lezzetin varlığına hem akıl, hem de nakil şahitlik eder.

Son yorumlar