Din ve Sanat

Göğe yükselen abide: Kutbul Minar


Kutbul Minar.. Bir başka adı ile Kutbetül İslam. Delhi-Türk Sutlanlığı'nın 900 yıl önce Hindistan'ın başkenti Delhi’ye vurduğu İslam mührü.

Ve yollar devam ediyor... Bu seferki durağımız Hindistan’daki ilk camiinin bulunduğu bölge.. Kutbul Minar.. Bir başka adı ile Kutbetül İslam. Delhi-Türk Sutlanlığı'nın 900 yıl önce Hindistan’ın başkenti Delhi’ye vurduğu İslam mührü... Delhi’ye gelip de Kutbul Minar'ı, yani Kütbettin Minaresini görmemek olur mu?

Geniş yollardan geçip ağaçlar ve çiçekler içinde muhteşem bir minare ve yıkıntıların olduğu yere geliyoruz. İşte ilk cami burada kuruldu. İlk camiden geriye kalan bir minare 1000 yıla yakın ayakta kalabilmeyi başarmış. Kutbül Minar'ı gördükten sonra Delhi demek Kutb Minar demek bizim için.. Çünkü dünyanın en muhteşem, en göz kamaştırıcı eserlerden biri.

Kutbul Minar 1192’de Delhi’yi fethederek Delhi Türk Sultanlığı’nı kuran ünlü Türk komutan Kutbettin Aybek’in 1199’da yapımına başladığı kule minare. Aybek'in ölümünden sonra damadı İltutmuş devam ettirmiş ve daha sonra gelen türk yöneticiler, burada izler bırakmış.

Minare 75 metreye yakın yükseklikte ve hayli kalın bir bedenle göğe öylesine tırmanıyor ki, etkilenmemek elde değil. Minarenin üzerinde mükemmel bir taş işçiliği var ve Allah’ın tüm sıfatları Kufi yazısıyla bu akılları durduracak insan emeği ve ustalığın ölümsüz abidesine sinmiş. Çiçekler ve yeşil ağaçlar arasından bu muhteşem abidevi minarenin görüntülerini ekranlara taşıyoruz.

Bu muhteşem abideye dünyanın birçok yerinden ziyaretçi akın ediyor. Kutbetül İslam camisi harabesi ve Kütbettin minaresini gören Türkiye'nin tanınmış gazetecilerinden Cengiz Çandar öyle güzel anlatmış ki.. duygularımıza tercüman oluyor adeta:

"Kutbul Minar’ı gören ateist; ya dindar olur ya da insanoğlunun imanı, gücü, emeği, sebatı, becerisi, ustalığı dehası ve akla gelebilecek ne kadar olumlu sıfat olabilirse bunların tümü karşısında saygının ötesinde, huşu ile eğilmekten başka birşey gelmez.”

Kutbettin Aybek, Kutb Minar’ı , Hinduların tanrılarından Vişnu için yapılmış ve sütunlarıyla taş oymacılığı ve ustalığın harkulade bir örneği olan Hindu tapınağı üzerine o tapınağın malzemesini kullanarak, Hindu ustaları ve işçilere yaptırmış. Eser sadece Müslüman ve Hindu sanatının eşsiz bir sentezini sergilemiyor; “misyon” adamının Allah’a doğru umutsuz ve dillerin tutulmasını sağlayacak bir ihtirasla yükselmesi çabasını ve Allah’ın karşısındaki aczinin müthiş gücünü, bu karşı konulmaz paradoksu yansıtıyor. Kutb Minar’ın tepesine doğru başınızı çevirdiğinizde Allah’a doğru yol aldığınızı hissediyor ve böylesine benzersiz bir eseri insanoğluna bıraktığı için Delhi’nin türk hükümdarlarını hayırla yad ediyorsunuz.

Kutb Minar’ın 379 basamağı var. Müezzinin oraya çıkıp ezan okuması amacıyla bir minare olarak inşa edildiğini düşünmek abartılı olur. "O, insanoğlunun Allah’a doğru umutsuz ama çok kararlı ve muhteşem tırmanışını, yüzyıllara meydan okuyan, üzerine Allah’ın sıfatları yazılı, nefesleri kesen bir çabası. Kutb Minar’la, Delhi bizim şehirlerimizin başında geliyor... Delhi’nin yanıbaşında Kutbül minarın bulunduğu yerde harabe haline gelsede Kuvvetü’l-İslam Camii ile, Delhi’nin bizim kültür ve medeniyet tarihimizin önemli kültür şehri olduğunu herkes kabul eder..." diyor Çengiz Çandar.

Son yorumlar