Din ve Sanat

Uykudan Uyanış Bir Diriliştir

Uykudan uyandığımızda okumamız tavsiye edilen duada; Peygamberimiz’in diliyle “Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Dönüş yalnız O’nadır”,[5] niyazı yapılmaktadır.

Burada uyku ölüme, uykudan uyanma ise öldükten sonra dirilmeye benzetilmektedir. Bu sabah uykudan uyandığımız gibi mahşer sabahında kabir uykusundan uyanarak dirileceğimiz vurgulanmakta, yeni başladığımız bu günü diriliş gününü gözümüzün önünde canlandırarak yaşamamız istenmektedir.

Geceleri İhya Edebilmek

Manevî Diriliş için en güzel fırsat gece hayatıdır. Gece saatleri, günlük hayatın problemlerinden ve meşgalelerinden uzak, gönül huzuru ve sükûnetin hakim olduğu saatlerdir. Gece, Kur’anda dikkat çekilen, önemine binaen “Vel-leyli” ifadesiyle Cenab-ı Hakk’ın üzerine yemin ettiği nefsî murakabe ve tefekkür saatleridir.

Peygamberimiz’in Sünneti’nde gecenin ihyası’nın apayrı bir yeri vardır. Gece ibadeti O’nun için vacip, ümmeti için sünnettir. Dolayısıyla Efendimiz’in ibadet ve taatle geçirmediği gece yoktur. O’nun gece hayatı teheccüd, tefekkür ve tezekkürle doludur.

Gönülleri İhya Edebilmek

Manevi Diriliş, gönüllerin dirilmesidir. İlim meclisleri, kalplerin hayat bulduğu meclislerdir. Kur’an İlimleri kalpleri diriltir. Hadis İlimleri gönüllere hayat verir. Lokman (a.s)’ın çocuğuna nasihat ederken şöyle dediği nakledilmektedir: “Evladım!.. Alimlerle otur. Onların dizi dibinden ayrılma. Zira Allah, ölü toprağı sağanak yağmurla dirilttiği gibi kalpleri de hikmetin nuruyla diriltir.”[7]

Görevimiz; gönül kazanmak, gönül fethetmek, gönül yeşertmek, Allahın izniyle gönülleri diriltmektir. Tasavvuf erbabına “Gönül adamı” denilmesindeki sır buradadır. O değerli şahsiyetler nefislere değil, gönüllere hitap etmekte, Allahın izniyle ve hikmetin nuruyla gönülleri ihya etmektedirler. Sergilediği hizmet ve fedakârlıkla, kardeşine yaptığı yardım ve destekle gönül alan, dua alan, takdir alan mü’min kul, gönlünü kazandığı kişinin amelinin ecrini de aynen kazanmaktadır. Bu -Allah’ın izniyle- bir diriliş ve diriltme harekâtıdır.

Efendimiz’in Sünnetini İhya Edebilmek

Manevî Dirilişte tek örnek ve lider Allah Rasûlüdür. Peygamberimiz’in mübarek sözleri, eşsiz uygulamaları ve güzel ahlakı anlamında Sünnet, eşsiz nebevî ilkeler ve prensipler bütünüdür. Sünnet nebevî hayat çizgisidir. Sünnet baştanbaşa edeb, nezahet, hikmet ve inceliktir. Sünnet baştanbaşa planlanmış, programlanmış manevî hayat tarzıdır.

Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki: “Kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur. Beni seven kişi de Cennette benimle beraber olur”.[8]

Camilerimizi boş bırakmayın

Ankara Sanat Evi tarafından Ankamall Sanatolia sahnesinde sergilenen “Eşrefpaşalılar” isimli oyunda, kadrosuz, cemaatsiz bırakılan camilerin kapısına mühür vurulmasının toplumdaki suç oranını artırdığı gerçeği gözler önüne serilerek, “Camileri boş bırakmayın” mesajı verildi.

1980’li yılların sonunda İzmir Eşrefpaşa semtinde, ezan sesinden rahatsız olan çevrelerin baskısı ile kapısına mühür vurulan camiye tayin olunan bir imamın, semte gelişinin ardından büyük bir özveri örneği göstererek, semtin kabadayılarının geçmişteki zararlı alışkanlıklarını değiştirmesini konu edinen oyun, “Kulak keserken, kulak kesildiler” mesajıyla, ilahi çağrıya uyan insanların nasıl değişebildiğini gözler önüne serdi.

İhya ve İmam Gazali

İran’ın Tus şehrinde 450/1058 yılında doğan Gazzali, İslâm dünyasının her bölgesinde tanınan, otoritesini bin yıldan beri sürdüren ender şahsiyetlerden biridir. 505/1111’de aynı yerde vefat etti.

En meşhur eseri İhyâu Ulûmi’d-Din’i ölümünden yaklaşık beş yıl önce tamamlamıştır. Önsözünde, eserin yazılış gerekçesini anlatırken, özellikle şekilci âlimlerden, siyâsilere göre fikir değiştiren bilginlerden, nutukçu vâizlerden, lüzumsuz kelam tartışmalarıyla vakit geçirenlerden şikâyetle selef-i sâlihînin yolundan uzak kalındığının altını çizer.

İhya, daha önceki yıllarda kaleme alınan; fıkıh, kelâm ve tasavvuf kitaplarından etkilenmiş, kendisinden sonraki asırlarda söz konusu konulurla ilgili kaleme alınan eserleri etkilemiştir.

Neden Camiler Doluyken, Kiliselerse Boş?

Fransız Katolik cemaati, ülkede camilere sığmayıp sokaklara taşan Müslümanları ve boş kiliseleri tartışıyor.

Fransız Katolik cemaati, ülkede camilere sığmayıp sokaklara taşan Müslümanları ve boş kiliseleri tartışıyor. Müslümanların ibadetlerini Camilerde gerçekleştirmeleri nedeniyle dolup taşmalarına şaşıran Fransız rahipler, kiliselerin neden boş olduğu sorusuna cevap aramaya başladı.

Çifte Minareli Medrese Restore Edilecek

Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yapılan Çifte Minareli Medrese restore edilecek. Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri, yaptığı açıklamada, Erzurum merkezde bulunan ve 13. yüzyılda yapılan Çifte Minareli Medrese’nin restorasyonu için çalışmaların başladığını bildirdi.

Yıldız Teknik Üniversitesi ve Erzurum Üniversitesinde görevli öğretim üyelerinden oluşan bir heyetin yapıda jeofizik ve jeoteknik incelemelerde bulunduğunu ifade eden yetkililer, bu incelemede restorasyon çalışmalarında kullanılacak malzemelerin de belirlendiğini söyledi. Belirlenen malzemelerin temin edilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü Erzurum Bölge Müdürlüğü tarafından gelecek ay ihaleye çıkılacağını belirten yetkililer, şu bilgileri verdiler:

Nefs Muhasebesi

Yüce Allah: “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını sanıyor” (Kıyamet, 75/36) buyuruyor ve diğer bir ayette: “Elbetteki bütün nimetlerden hesaba çekileceksiniz.” (Tekasür, 102/8) diyor. Allah insana bir çok nimetler vermiş, lutuflarda ve ihsanlarda bulunmuş, bunları nasıl kullanacağı ve harcayacağını da bildirmiştir. İnsan bu nimetleri veriliş amacı doğrultusunda kullanmak zorundadır. Aksi takdirde bunun hesabını yaratıcısına vermek mecburiyetindedir. Yüce Allah verdiği nimetlerin hesabını hem dünyada, hem de ahirette sorar. Allah’a hesab vermek çok zordur.

Halk Senin İçin, “Geceleri Uyumaz” Der

Hazret-i Peygamber (sav), namaz kılan fakat; kıyam, rükû ve secdesini gereğince yerine getirmeyen birini gördüğünde şöyle buyurmuştu: “Eğer sen bu hâl ile ölürsen, kıyamet gününde sana ‘Ümmet-i Muhammed’ demezler.”

Rivayet edildiğine göre, Zeyd b. Vehb, namaz kılarken secde ve rukûsunu yerine getirmeyen bir kimseyi gördü ve onu çağırıp:

-Ne vakitten beri bu şekilde namaz kılarsın, dedi. O kimse de:
-Kırk senedir, dedi. Zeyd buyurdu ki:
-Sen kırk senedir namaz kılmadın, eğer vefat edersen Efendimiz (sav)’in sünneti üzere ölmüş olmazsın.

Son yorumlar

İçerik yayınları